Mahmut Özturan ile Felsefe Sohbetleri
Gerçeklere Dokunabilmek...
Evrenin gerçekleri vardır, dünyanın gerçekleri vardır, ülkenin gerçekleri vardır, bir de, belki de en önemlisi kendi şahsımıza ait gerçeklerimiz vardır. Kendimiz dışındaki tüm gerçeklere kolaylıkla dokunuruz, konuşuruz, yazarız, tartışırız, eleştiririz; hem de çoğu zaman acımasızca! Yaşamın diğer tüm gerçekleri gibi, kendi gerçeklerimize de kolayca dokunabiliyor, irdeleyebiliyor ve acımasızca eleştiriler yapabiliyor muyuz? Gerçeklerimizle yüzleşmek genellikle işimize gelmez, bizi rahatsız edebilecek gerçekleri görmezden ve bilmezden geliriz; görmek istemeyiz. Evet, başkalarına duyurmamız gerekmez belki ama, kendimizle paylaşabilmeliyiz gerçeklerimizi, eleştirebilmeliyiz, başkalarına yaptığımız kadar acımasız olamasa da! Dokunabilmeliyiz sadece kendimize sakladığımız gerçeklerimize; sorgulayabilmeli, irdeleyebilmeliyiz kendimizi, yanlışlarımız varsa görebilmeli ve düzeltebilmek için kendimizi, dokunabilmeliyiz gerçeklerimize!
Yaşamı Sorgulama ve Düşünme Gücümüz...
Konuları ve olayları anlayan, ciddi ve objektif olarak yorumlamaya çalışan bilinçli bireylerin dışında kalan insanların, basit ya da derinlikli herhangi bir konuda analitik düşünmeleri ve sorgulama yapabilmeleri çok zordur! Bu nedenle de "düşünen ve sorgulayan insan" tanımı ciddi önem kazanmaktadır. Günümüzün medya ve özellikle de sosyal medya etkisine teslim olmuş ve sorgulama yetisinden çok uzak kalmış bireyleri anımsayınca, insanlığın geleceği bakımından konunun çok daha ciddi boyutlarda bir sorun oluşturduğu gerçekliğine tanık oluruz. Sorgulayan, yaşadıklarını ya da gözlemlerini akılcı ve bilinçli değerlendirebilen bireylerin oranının, genel nüfusa oranla çok azınlıkta olduğu maalesef acı bir gerçektir. Bu sorunun farkında ve bilincinde olan her birey, genel anlamda yaşam ve insanlık için konunun çözümüyle yükümlüdür.
Kendimizi yeterince tanıyor muyuz?
Her yaş ve her düzeydeki her insan için geçerli bir sorudur bu. İnsan yaşamının en temel sorunları hep bu sorunun içinde gizlidir. Çünkü kendisini yeterince tanımayan ve anlamayan bir insan, yaşadığı sorunlarını ve nedenlerini doğru okuyamaz ve adını tam olarak koyamaz. Bu nedenle öncelikle, kendimizi objektif olarak tanımamız gerekiyor. Düşünebilen ve aklını kullanabilen her insanın, kendisini tanıma yolunda ciddi adımlar atabileceğine inanıyorum. Yeter ki, ilk ve en önemli koşul olarak kendimizi sevelim, kendimize güvenelim ve aciz olmadığımıza inanalım. Düşünerek, aklınızı yoracak ölçüde objektif ve ciddi irdelemeler yaparak, kendinizi iyi tanıyabilirsiniz. Bunu becerdiğinizde ise, önceden tahmin bile edemeyeceğiniz büyük hedeflere ulaşabilir, gerçekleri anlamaya ve yaşamaya mutlaka daha yakın olursunuz.
Ne İstediğini Bilmek...
Yaşamınızda kendiniz için iyi, güzel ve yararlı gördüğünüz şeylere ulaşmak ve elde etmek istiyorsanız, öncelikle bu ulaşmak ve elde etmek istediğiniz şeylerin gerçekten “ne olduklarını” önceden bilmek durumundasınız. Dışarıdan ve uzaktan güzel gibi görünen, öyle algılanan bir şey, gerçekte öyle olmayabiliyor! Bir şeyin göründüğü gibi olup olmadığı ancak yaşandığında ya da içine girildiğinde anlaşılabilir. Gerçekte yanlış, zararlı ya da zarar verici nitelikli olan ama dışarıdan “iyiymiş gibi” görünen şeylerin cilası, boyası, kısaca insanı aldatan dış görünümü, maalesef insanlar için büyük tehlike olabilmektedir. Gerçeğinin ve iç yüzünün ne olduğunu yeterince bilemediğimiz ve anlayamadığımız şeyleri isterken ve onlara yaklaşırken aklımızı da kullanarak bir değil, iki değil, çok düşünmemiz ve gerçekten dikkatli olmamız gerekiyor.
Sevginin Gerçekliği...
Hepimiz, genelde yaşamı ve insanları sevdiğimizi söyleriz. Ama bu konunun gerçekliğini kendi içimizde irdelememiz gerektiğini, kendi içsel ve özel düşüncelerimiz ve inançlarımızla yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanın bir yanda dışarıya gösterdiği görünen yüzü vardır; diğer yanda da kendi içinde, kendi özelinde, sadece kendisiyle paylaştığı ve dışarıdan görünmeyen: gizlenen yüzü vardır. İşte, sadece kendimizin bildiği içsel: özel gerçeklerimizi irdeleyerek, yaşamı ve insanları ne kadar sevdiğimizi gerçekçi olarak kendimize itiraf edebilmeliyiz. Eğer bunu becerebilirsek, saptayacağımız eksiklerimizi düzeltir ve kendi iç dünyamızı iyileştirirsek, sevgimizin boyutunun farkında olarak, yaşama ve insanlara daha dürüst, daha akılcı, daha sevgiyle dolu yaklaşabilir, her şeyin daha iyi ve daha güzel olmasını sağlayabiliriz.
Derin İrdelemeler Yapabilmek...
Düşünen her olgun insanın üzerinde derin irdelemeler yaptığı, ya içinden çıkamadığı ya da çıkmakta zorlandığı pek çok konusu mutlaka vardır. Düşüncelerinizi doyurabilen kitaplarınız, derinlere yapacağınız yolculuklarda ve irdelemelerde bir noktaya kadar size eşlik ederler. Bu derinlikli konuları, uygun ortamlarda ve derin düşünceleri seven deneyimli kişilerle irdelemek, bir arpa boyu da olsa size mutlaka yol aldıracaktır. Ancak, derin konularınızda, birlikte nitelikli irdelemeler yapabilecek insanları bulmak kolay olmuyor. Yaşamda önemli olan da zoru başarmak ise eğer, ve siz de derinlere yolculuklardan zevk alıyorsanız, kendinizle yaptığınız düşünsel monologlarınızdan kurtulmak için, sizi derinlere götürecek yolculuklarınıza arkadaşlar bulabilirseniz eğer, yolculuğunuz kesinlikle çok daha zevkli ve doyurucu olacaktır.