Fotoğraf Terimleri
SLR (DSLR) FOTOĞRAF MAKİNELERİ:
SLR (Single Lens Reflex) makineler görüntüyü objektiften alarak hareketli bir ayna vasıtasıyla vizöre aktarırlar. Fotoğraf çekilirken bu ayna kalkıp ışığın sensöre düşmesini sağladığı için çekilen görüntü gerçek zamanlı olarak LCD'den izlenemez; LCD sadece çekilen fotoğrafların sonradan ön izlemesini yapmak içindir. En büyük özellikleri objektiflerinin değişebilir olmasıdır. Kompakt makinelere kıyasla sensör boyutları daha büyüktür. Değişebilir objektif ve aksesuarlarının verdiği esneklik ve büyük sensörünün sağladığı görüntü kalitesiyle (özellikle gren performansı açısından) profesyonel fotoğrafçılar tarafından tercih edilirler. İster kompakt ister DSLR olsun, dijital fotoğraf makinelerinin çoğu özelliği ortaktır.

KOMPAKT FOTOĞRAF MAKİNELERİ:
Pek çok özelliği küçük bir tasarıma sığdıran, sensör boyutu (Çözünürlüğü / Megapiksel değeri değil!) daha küçük olan, ama daha önemlisi objektifi değişmeyen, vizöründeki görüntüyü LCD ekranına da gerçek zamanlı yansıtabilen makinelerdir. Bu makinelerin çoğunda vizördeki ve LCD'deki görüntü aynı değildir; LCD'ye sensöre düşen görüntü verilirken, vizöre önündeki küçük lensten gelen görüntü verilir. Bu yüzden vizördeki görüntüde "parallax hatası" ortaya çıkabilir; yani vizörden görünen kadraj ile fotoğrafın gerçek kadrajı farklı olabilir.

Alan Derinliği (Depth of Field):
Alan derinliği demektir. DOF şeklinde de ifade edilir. Diyaframın küçük olmasıyla elde edilen bir alan derinliğidir. Fotoğraf çekerken pozlama yapılan nesnenin önünde ve arkasındaki net alandır. Alan derinliğinin 1/3 kısmı nesne ile kamera arasındaki kısımda ve 2/3 kısmı ise nesnenin arkasında oluşur. Alan derinliği etkisi objektifin diyafram açıklık değerine, nesnenin objektife olan uzaklığına ve fotoğraf makinesinde kullanılan merceklerin odak uzaklığına bağlı olarak değişir.

Aperture Priority:
Fotoğraf makinelerinde A ile gösterilen bu çekim modu diyafram öncelikli çekimi ifade eder. Bu Diyafram öncelikli çekim modunda kullanıcı diyafram aralığını seçince fotoğraf makinesi çekim hızını otomatik olarak ayarlayarak pozlamanın oluşması sağlar. Bu modda diyafram açıklığı istenildiği gibi değiştirilir ve fotoğraf makinesi de deklanşör hızını otomatik olarak seçilen değere göre ayarlar.

Beyaz Ayarı (White Balance):
Çekilen konuların renkleri, ortamdaki ışığın karakteristiğine bağlı olarak değişir. Örneğin, evlerimizde kullandığımız ampullerin (tungsten ışık kaynağı) aydınlattığı objelerde kırmızı-sarı renk ağırlıklı çıkar. Beyaz ayarı ile kameraya “Bu gördüğün renk beyazdır” demiş olursunuz. Beyaz renk düzgün olarak belirlenirse, diğer renkler de kendi renklerine yakın şekilde çıkacağı için beyaz ayarı yapmak son derece önemlidir. Pek çok kamerada otomatik beyaz ayarı seçeneği vardır. Kamera çekilecek karedeki beyaz olabileceğini düşündüğü noktaları referans alarak ayar yapar ancak, sonuç çoğu kez elle yapılmış bir ayar kadar başarılı olmayacaktır. Kırmızı, yeşil ve mavi olan temel renklere bağlı bir parlaklık ayarlamasıdır ki bu sayede resimdeki en parlak obje ortaya çıkar. Bu ayarlama kameralarda otomatik olarak yapıldığı gibi manuel olarak da yapılabilir.

Bracketing:
Fotoğraf makinelerinin çoğunda var olan bir pozlama ayarıdır. Fotoğraf makinesi bu ayara getirildiğinde kamera otomatik olarak 3 ya da 5 adet bir seri çekim yapar. Her bir çekimde poz değerini otomatik olarak değiştirir ve arka arkaya birbirine ardışık farklı ışık ayarlarında fotoğraf çekilir. Böylece siz de daha sonra bu 3 veya 5 poz resimden en mükemmelini kullanabilirsiniz.

Compression:
Kısaca sıkıştırma demektir. Bir dijital kameranın oluşturduğu resim dosyası en az 640x480 çözünürlüklü olsa, bu 307200 piksellik bir resim dosyası demektir. Her bir piksel 24 bit renk derinliğine sahip olduğuna göre bu resim dosyası takriben 1 MB'lık bir dosya olacaktır demek. Bu nedenle dijital kameralar genellikle resim dosyasını sıkıştırarak kaydeden resim formatı kullanırlar ki oluşacak bu 1 MB'lık esim dosyası daha az yer kaplayarak daha fazla resim çekebilme imkanı oluşabilsin. Bunların en yaygını da JPEG resim formatıdır. Fakat sıkıştırma esnasında resim dosyasında her ne kadar bir çok kimse tarafından anlaşılamasa da veri kaybının olduğunu unutmamak gerekir.

Color Balance & Depth:
Color Balance: Renk uygunluğunu ifade eder. Gerçek görüntü renkleriyle dijital olarak elde edilmiş renklerin uyuşması demektir. Color Depth: Renk derinliği demektir. Tüm dijital sistemler artık en az 24-bit yani 16.7 milyon renk derinliği kullanırlar. Bu RGB yani Kırmızı, Yeşil, Mavi olan üç temel rengin 16.7 milyon tonajdan oluşumu demektir. Elbette bu da gerçek renkleri ifade etmektedir. Bu arada milyar renk tonajını yakalamış dijital sistemler de bulunmaktadır.

Çözünürlük (Resolution):
Görüntü piksel adı verilen ışık noktacıklarından oluşur. Çözünürlük, kameranın kaç piksellik görüntü yakalayabildiğini gösterir ve genellikle megapiksellerle ifade edilir. Sayı ne kadar büyükse çözünürlük de o kadar büyür. Ancak hemen belirtelim: Yüksek çözünürlük, yüksek imaj kalitesi demek değildir. Çözünürlük, genel imaj kalitesini önemli şekilde etkilese de imaj kalitesini etkileyen pek çok faktörden sadece biridir. Bir ekran ya da resim dosyasının büyüklüğünü ifade eder. 320x240, 640x480, 1024x768, 1280x960, 1600x1200, 2048x1536 gibi rakamlar ya da 0.3, 0.8, 1, 2.1, 3.1, 4, 5, 6 milyon piksel şeklinde ifade edilebilir. ya da QVGA (320 x 240), VGA (640 x 480), SVGA (800 x 600), XGA (1024 x 768) or UXGA (1600 x 1200) şeklinde de ifade edilmiş olabilir. Ekran teknolojisinde yüksek çözünürlük kaliteli ekran görüntüsünü ifade edebilirken, kamera teknolojisinde daha çok baskı alanı büyüklüğü noktasında bilgi verir. Zira kameralarda kaliteyi etkileyen bir çok unsur vardır.

Dijital Zum (Digital Zoom):
Kamerada kullanılan bir yazılım aracılığıyla yapılan bir zumlama eylemidir. Fotoğraf makinesinin optik olarak odaklanabildiği en uzak noktadaki görüntünün bir kısmını yazılım desteğiyle büyütmesi işlemine verilen isimdir. Bu tür zumlamayı ya da büyütmeyi bir resim uygulama programında da yapmak mümkündür. Buna interpolasyon ile yapılan büyütme de denir. Bu şilem sonucunda netliğin bozulması ve fotoğraf kalitesinin düşmesi kaçınılmazdır.

Diyafram (Aperture):
Bir objektif içerisinde gözdeki iris tabakasına benzeyen ve objektiften geçen ışık miktarını düzenleyen yapraklardan oluşmuş bir düzenektir. Görüntü sensörüne düşecek ışık miktarını ayarlar. Işık miktarı bu kapağın standart mesafelerde durmasıyla ölçeklendirilir. Diyafram Değeri: f-stop adıyla bilinir. Belirli bir diyafram çapına sahip olan tüm fotoğraf makinelerinin görüntü sensörlerine aynı diyafram değerinde aynı miktarda ışığın girmesi gerekir. Bu noktada belirli durak noktaları vardır. Sayısal açıdan en büyük rakamı temsil eden duraktaki ışık miktarı bir sonraki durakta geçerli ışık miktarının tam iki katıdır. f-stop: Diyafram açıklığının ya da kapalılığının rakamsal olarak ifade edilme şeklidir. Diyafram ayarının duraklarını belirtir. Mesela F2.8 küçük sayı olmasına rağmen diyaframın daha açık olduğunu, F16 ise büyük sayı olmasına rağmen diyaframın daha kapalı olduğunu ifade eder. Diyafram açıklığı standart bir ölçüdür ve her fotoğraf makinesinde aynı miktarı temsil eder.

Enstantane (Shutter Speed):
Deklanşör hızıyla aynı anlamdadır. Ayarlandığı süre boyunca görüntü sensörünün önündeki perdenin (obtüratör) açılıp kapanmasını sağlar. Deklanşör hızı, çekim hızı ya da obtüratör hızı şeklinde dillendirilen kavram genellikle karşımıza 30 +bulb - 1/2000 saniye, 15 - 1/8000 şeklinde çıkar. Kameranın bir fotoğraf ya da video çekiminde bir saniyede yapabildiği hız veya bu hızda maksimum ve minimum değerlerdir. Profesyonel ve gelişkin seri kameralarda bu değerler çeşitli aralıklarda seçilerek çekim yapılabilirken, amatör kameralar daha çok bu değerleri kullanıcıya ayar imkanı tanımadan default yani fabrikasyon ayarlarda otomatik olarak yapar. 30 saniye gibi bir seçim uzun zamanlı pozlamanın yapılması için kullanılırken, 1/2000 gibi bir seçim hareket eden konuların çekimlerinde pozlamanın yapılabilmesi için tercih edilir. Dijital sistemler analog sistemlere göre bu değerlerde farklılık arz eder. Hatta her dijital kamera modelinde aynı ayar seçeneklerine rağmen farklı pozlama neticeleri ortaya çıkarak, denilebilir ki deklanşör hızı 8 - 1/750 olan bir kamera bazen 15 - 1/1000 olan başka bir modele göre daha başarılıdır. Dolayısıyla teknik sayfalarda ifade edilen değerler geleneksel anlayışa göre anlam ifade etmesine rağmen dijitalde aynı anlamı ifade etmeyebilir. Shutter Priority AE: Çekim hızı öncelikli otomatik pozlama ile çekimi ifade eder ki buna göre kullanıcı çekim hızını belirleyince kamera diyafram aralığını otomatik olarak oluşturması sistemidir. Yüksek hızdaki çekim hızı ayarları ile hızlı hareket eden nesneler yakalanabilir. Slow Sync: Bazı kamera modellerinde yer alan bir dahili flaş modudur. Çekim hızı normalden daha yavaş olarak hareket ederek, tam kapanma sürecinde flaşın patlaması anlamına gelir. Özellikle gece, bir bina önündeki insanları ve binayı çekmek istediğinizde bu flaş ayarı ile iyi netice alırsınız.

Exif Bilgileri:
Günümüzde fotoğrafın çekildiği anda kullanılan pozlama, beyaz ayarı, ISO, JPEG sıkıştırma oranı gibi pek çok bilgiyi fotoğrafın içine kaydedebilmek mümkün. Bu bilgilere Exif bilgileri adı veriliyor. Exif bilgilerini kaydedebilen kameralar, baskı konusunda da avantajlara sahip olabiliyorlar. Gelişmiş dijital fotoğraf makineleri fotoğrafın hangi ayarlarda çekildiğini belirten bir bilgi dosyasını resmin içine gizlerler. Bu dosyada fotoğraf çekerken hangi ISO değerinin kullanıldığı, diyafram açıklığının ve enstantane hızının ne olduğu gibi çekimle ilgili çeşitli bilgiler vardır. Bunlar bir dijital kameranın JPEG ile oluşturduğu her bir resmin içinde kamera ve pozlama ile ilgili yazmış olduğu bilgiyi ifade eder ki bir çok resim işleme programı bu bilgiyi tanıyıp size sunabilir ve siz hangi kamera ile hangi poz değerleriyle resim çekmiş olduğunuzu bu sayede bilebilirsiniz. Bu şekilde çekimle ilgili bu bilgiler popüler resim işleme programlarının tamamı tarafından algılanıp gösterilebilir.

Filtre:
Fotoğraf makinesinin objektifine gelen ışığı süzmede kullanılan özel araçlardır. Cam, asetat, jelatin ya da benzeri malzemeden üretilirler. Objektifin tam önüne yerleştirilerek çekim yapılır. Gelişmiş kimi modellerde bazı özel filtreler bu tür objelere ihtiyaç duyulmadan dijital olarak uygulanır.

Fokus Kilidi (Focus Lock):
Odak kilidi demektir. Optik zoom yapabilen fotoğraf makinelerinin tamamında bulunan ve odaklama yapılan nesneye kilitlenmeyi sağlayan bir özelliktir. Bu işlem deklanşöre yarım bastığınızda gerçekleşir. Mesela bir yola doğru kamerayı çevirip yarım deklanşöre bastığınızda netleme için makine hazırlanmış olur ki o yoldan daha sonra geçecek bir araba çekilmek istendiğinde deklanşöre hızlıca ve tam basılarak araba kareye oturtulmaya çalışılır ki daha önceden netleme kilitlendiğinden resimde odaklama yani netleme problemi yaşanmayacaktır.

Histogram:
Birçok resim işleme yazılımında ve daha çok profesyonel dijital kamera sistemlerinde bulunan bir grafik analiz çizelgesidir. Resimde oluşan muhtemel kontrast hatalarını tanımlamak ve düzeltmek için kullanılır. Amacı pozlama yapılan ortamdaki ışık yoğunluğunu ölçmek ve bunu derecelendirmektir. Histogram grafiğinde ekranın solunda yoğunlaşan çizgiler fotoğrafta karanlık noktaların yoğunluğunu, ekranın sağındaki çizgilerse aydınlık noktaların yoğunluğunu temsil eder. En ideal durum tüm bu çubuk ve çizgilerin ekranın ortasında yoğunlaşmasıdır. Böyle bir ayarda renkler gerçekçi ve fotoğraflar da canlı çıkar.

Işık Duyarlılığı (ISO):
Fotoğraf makinelerinin, bir görüntüyü doğru pozlandırmak için gerek duyduğu ışık miktarının standart ölçü birimine ISO denir. Düşük ISO değerlerinde (50-100) çekilen fotoğraflar genellikle daha yüksek görsel kaliteye sahip olurlar, ancak ışık şartlarının iyi olması gerekir. Güneşli bir gün, açık havada yapılan çekimlerde çok güzel sonuçlar alınabilir. ISO değeri yükseldikçe ışık bakımından yetersiz ortamlarında da çekim yapılabilir, bunun yanında görüntüde oluşan elektronik kirlilik (noise) miktarı da artar. Kompakt dijital fotoğraf makinelerinde ISO ayarı modele göre değişir ve bazı modellerde 64, 80 veya 100 ISO'dan başlayıp 800 ISO'ya kadar gidebilir. DSLR'lerde ise modeline göre 50, 100 veya 200 ISO'dan başlayarak 1.600 ve 3.200 ISO'ya kadar çıkılabilmektedir. DSLR sensörleri fiziksel boyut avantajları sayesinde noise konusunda daha başarılı sonuç verirler. Gürültüsüz, temiz bir fotoğraf çekmek için düşük ISO değerleri tercih edilebilir, ancak yüksek ISO değerlerinde noise artarken daha düşük ışık koşullarında fotoğraf çekmek mümkün olur. Grenli bir efekt elde etmek istendiğinde ise, kasıtlı olarak yüksek ISO'da fotoğraf çekilebilir. Bazı makinelerde bulunan Auto ISO ayarı ise, ortamın ışık koşullarına göre, diyafram açıklığı ve enstantanenin yetmediği durumlarda gereken ISO seviyesini otomatik seçer.

Kalibrasyon (Calibration):
Renk uygunluk ayarıdır. Kalibrasyon şeklinde günümüz dilinde de kullanılmaktadır. Yani monitörde gördüğümüz renk tonajları ile baskıda gördüğümüz renk tonajlarının uygunluk arz etmesidir. İyi kalibre edilmemiş bir monitörde gerçek renkleri göremeyeceğimiz gibi neticede baskıdan çıkmış farklı tonajlara da şaşırmamamız gerekir. Bazı renk uygunluk standartları vardır. Ki bunlar çeşitli yazılımlar ile uygulanabilir. O taktirde monitörde gördüğünüz görüntü renk tonajlarının aynını baskıda görmeniz mümkündür. Tabi ki burada monitörün de elektronik olarak kalibre edilmeye müsait kaliteli bir monitör olması gerekmektedir.

LCD Ekran:
Günümüz dijital fotoğraf makinelerinde LCD ekranların diyagonal boyutları 3,5 inçe kadar çıkmıştır. Bu boyutlarla ve yansıma yapmayan kaplamalarla LCD'deki görüntü kalitesi iyice artmıştır. Kompakt makinelerin LCD ekranları vizör olarak kullanılarak gerçek zamanlı kadrajlama yapılabilir. Bu yüzden yeni kompakt makinelerde katlanır açılır LCD ekranlarla fotoğrafçının vizörü kullanım kolaylığı artırılmıştır. DSLR'lerde ise objektifin arkasında bir ayna bulunduğu ve bu ayna deklanşöre basıldığında açıldığı için bu mümkün değildir. Yarı saydam aynalarla denemeler yapılmakla birlikte, henüz DSLR'lerde gerçek zamanlı LCD görüntüsü almak için tam verimli bir çözüm söz konusu değil. DSLR'lerin LCD'leri fotoğrafı çektikten sonra önizlemesini yapmak içindir. LCD ekranlar aynı zamanda makinenin menülerine girerek ayarlarını yapmak için de kullanılır. Bazı makinelerde görülen ikinci bir LCD ekran ise çekim değerlerini gösterir. Kompakt makinelerde LCD'nin vizör yerine kullanılması büyük kolaylık sağlarken, LCD ekranı gerçek zamanlı görüntü vermeyen DSLR'lerde hala vizöre ihtiyaç vardır. Ayrıca filmli makinelerden alışanlar, kompakt makinelerde bile vizör kullanmaya devam edebilmektedir. Bazı makinelerde (özellikle LCD'nin kadraj için kullanılamadığı DSLR'lerde) vizör kadraj yapılan kısmının altında çekilen fotoğrafla ilgili bilgiler yer alır (enstantane, diyafram açıklığı, ISO değeri, ışık ölçümü gibi). Böylece fotoğraf çekerken gözünüzü vizörden ayırmadan, kadrajı bozmadan ayarları makinenin üzerindeki düğmelerden değiştirebilirsiniz.

Netleme:
Netleme: Artık tüm dijital fotoğraf makinelerinde (DSLR'lerde objektif de uyumluysa) otomatik netleme (Auto Focus) özelliği bulunmaktadır. Bu makineler odaklandığınız konunun kontrast değerlerine göre o konunun mesafesini ölçüp objektif netliğini otomatik ayarlar. Ancak elle hassas netleme yapmak istiyorsanız, bazı kompakt makinelerde ve DSLR'lerin tümünde manuel netleme ayarı da bulunmaktadır. Genelde DSLR'lerde bulunan bir netleme özelliği ise, deklanşör yarım basılı tutulduğu sürece, makineyle takip edilen ve makineye mesafesi değişen hareketli nesnelere sürekli odaklama sağlayan AF-Servo özelliğidir. Otomatik Bracketing: Doğru bir fotoğraf için doğru pozlamanın öneminden bahsetmiştik. Eğer çekeceğiniz fotoğraf için yaptığınız ışık ölçümünden emin olamıyorsanız ve makinenizin otomatik Bracketing özelliği varsa, farklı pozlamalarla ardışık çekim yaparak aralarından en doğrusunu seçebilirsiniz. Bracketing kullanıldığında, 0,3 ila 2,0 EV aralığında ardaşık 2, 3 veya 5 kare çekmek mümkündür. Bracketing bazı makinelerde beyaz dengesi için de kullanılır (beyaz dengesini aşağıda anlatacağız). Böylece tek kare çekerek farklı beyaz dengesi değerlerine sahip sonuçlar elde edebilirsiniz

Odak Uzaklığı (Focal Length):
Kameranın sensörüyle lensin arasındaki uzaklığa “odak uzaklığı” denir. Bu değer büyüdükçe, fotoğrafını çektiğiniz konuyu yakın görürsünüz. Değer küçüldükçe, daha geniş bir açıyla etrafı görebilirsiniz. Dijital kameralarda, 35mm konvansiyonel makinelere nazaran çok daha küçük ölçüler söz konusudur. Ancak dijital kamera sensörleri, 35mm filmden çok daha küçük oldukları için bu değerler kıyaslamada kullanılmaz. Bu nedenle, her dijital kamera üreticisi kameranın sahip olduğu odak uzunluğunun 35mm formatta hangi değere karşılık geldiğini belirtir. Karar verirken hep bu değeri göz önünde bulundurmanızı öneririz. Kimi kameraların odak uzaklığı sabitken, kimilerinin odak uzaklığı değişebilmektedir. Bu tip objektiflere “zoom objektif” denir.

Vignetting:
Objektiften kaynaklanan ve problem şeklinde algılandığından ölçümlerde dikkat edilen, ışığın düşük kaldığı alanları ifade eden bir kavramdır. Özellikle tele zum çekimlerde objektiften kaynaklanan “vignetting” yani ışığın merkezden kenarlara doğru azalması hasebiyle kararmaları ifade eder. Aynı kararmaları wide angle çekimlerde pek hissetmeyebilirsiniz.

Yakınlaştırma (Zoom):
Kameranın sahip olduğu lensin odak uzaklığını değiştirmek suretiyle yakınlaştırma ve uzaklaştırma işleminin yapılmasına “zoom” diyoruz. Zoom objektiflerin yakınlaştırma oranları 3X, 5X gibi değerlerle anlatılıyor. Bu kavram, en düşük odak uzaklığı ile en yüksek odak uzaklığı arasındaki çarpan farkıdır. Örneğin 75-300mm arasında zoom yapabilen bir objektif, 4X olarak adlandırılır.

LENSLER:

İster kompakt, ister DSLR olsun, dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan objektiflerde dikkat edilecek en önemli kriterler odak uzaklığı (açısı) ve maksimum diyafram açıklığıdır. Teknik olarak ifade etmek gerekirse, odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, sistemin son merceğinin optik merkezi ile odak noktası arasındaki mesafedir ve mm değeri ile ölçülür.

Pratik olarak ifade etmek gerekirse, odak uzaklığı objektifin görüş açısıdır. Yani, objektifinizin görüşü mümkün olduğunca geniş bir açıyı kapsasın istiyorsanız geniş açılı bir objektif, insan gözüne benzer bir açı elde etmek istiyorsanız normal açılı bir objektif, önünüzde uzanan görüntünün belli bir yerini kadraja almak veya uzaktaki nesneleri büyüterek çekmek istiyorsanız tele objektif kullanmanız gerekir. DSLR'lerde objektif değişebilir olduğu için, makinenizin bayonetine (objektif yuvasına) uyan ve makineyle uyumlu olan farklı odak uzaklıklarına sahip sabit odaklı veya değişken odaklı (zoom) objektifleri alıp kullanabilirsiniz.

Kompakt makinelerde ise objektif sabit olduğu için, genelde değişken odaklı zum objektifler kullanılmaktadır ve açı aralığı mümkün olduğunca geniş bir makine seçmekte fayda vardır. Kompakt makinelerde bugün 35-420 mm gibi geniş zoom aralıkları görülmektedir. Zoom objektiflerin yanında yazan 7x, 12x gibi değerler de objektifin en geniş ve en tele açısı arasındaki oranı verir (420:35=12x gibi).

Objektif Hızı (Lens Speed):
Diyaframın tümüyle açık olduğu durumda, objektifin içine alabildiği maksimum ışık miktarına lens hızı denir. Ölçü birimi olarak f değeri ya da f-stop değeri kullanılır. Bu değer diyafram açıklığını belirlerken kullanılan değerin aynısıdır. Maksimum diyafram açıklık değeri ne kadar küçükse (örneğin f2.0) lens o kadar hızlıdır diyebiliriz. Hızlı bir lensle düşük ışık koşullarında çekim yapmak mümkün olur.

Çeşitleri:

Geniş açılı objektifler:
Genelde manzara ve mimari fotoğraflarında kullanılırlar, ancak fotoğrafın öznesiyle birlikte arka planın da verilmek istendiği fotoğraflarda kullanılabilirler. Fokal çarpan faktörü nedeniyle, geniş açı lenslerin açısında bir kayıp söz konusudur. Örneğin fokal çarpanı 1,5 olan bir DSLR'de 28 mm objektif kullanıyorsanız, aslında 42 mm bir açı elde edersiniz ve geniş açılıktan çıkıp normal (standart) açı sınıfına girmiş olursunuz. Bu yüzden üreticiler, son yıllarda DSLR'lere özel çok geniş açılı lensler üretmeye başladılar. Örneğin bu şekilde üretilmiş 12-24 mm bir objektif fokal çarpanı 1,5 olan bir DSLR'de kullanılırsa, 18-36 mm gibi bir çekim açısına sahip olur ve bu da pek çok geniş açı çekimi için yeterlidir.

Standart objektifler:
40-58 mm arası objektifler, normal açılı objektifler olarak kabul edilir. Bunlar insan gözüne en yakın açıyı sunarlar. Bu yüzden, doğal bir bakış açısı arayan kimi belgesel fotoğrafçıları 35 mm ile birlikte en çok bu seçeneği tercih ederler.

Telefoto objektifler:
Genel bir tanımlama olarak 70mm ve üzeri objektifler bu sınıftadır. 100mm civarındaki objektifler portre çekimlerinde çok tercih edilirler. Daha yüksek odak uzaklığına sahip objektifler ise uzaktan çekim şansı verdiği için spor aktivitelerini ve doğadaki hayvanları çekmek için sıkça kullanılırlar. Ayrıca telefoto objektiflerin optik özelliğinden dolayı, uzakta birbirinden ayrı nesneler arasındaki mesafe kısalmış gibi görünür. Örneğin bir günbatımı manzarasında, etrafındaki nesnelere referans alındığında gerçek hayattakinden oldukça büyük duran güneş bu tür objektiflerin marifetidir.

FLAŞLAR:

Fotoğraf çekimi sırasında pozlama yapılan ortamı anlık olarak aydınlatmaya yarayan ışık kaynağıdır. Genellikle fotoğraf makinelerine entegre olarak gelir ancak gelişmiş modellere ayrıca flaş üniteleri de takılabilir. "Built-in" ve "extra" ya da "external" flaş şeklinde dijital kameralarda yer alabilirler. "built-in" dijital kamerada var olabilen dahili flaşı, "external" ise dijital kameraya bağlanması muhtemel haricen takılabilen tepe ya da Sync kablo ile para-flaş sistemlerini ifade eder. Özellikle ışığın yeterli olmadığı alanlarda çekim için gerekli bir unsur olarak karşımıza çıkarlar. Günümüzde tamamen karanlık ortamlarda da çekim yapılmasını kızıl ötesi ışınlarıyla sağlayan özel flaşlar da bulunmaktadır. Bu tür flaşların ışıkları insan gözünün algılayamayacağı dalga boyutundadır.

1) Dahili (Built-in) Flaş: Dahili flaş neredeyse her dijital kamerada bulunuyor. Genellikle 3-4 metreye kadar aydınlatma yapabilen bu flaşlar, amatör bir kullanıcının ihtiyaç duyduğu çoğu ortamda yeterli aydınlatma sağlar.

2) Otomatik Flaş: Kamera bu özellik sayesinde, ortamın ışığına göre flaşın çakılıp çakılmayacağına karar verir. Ancak bu özelliğe sahip pek çok kamera, arkadan gelen ışığın yoğunluna göre ölçüm yapamamaktadır. Bu durumlarda dolgu flaş önem kazanır.

3) Dolgu (Fill) Flaş: Flaşı her türlü ışık koşulunda aktif tutan bu sistem, özellikle arkadan gelen ışıklarda daha dengeli fotoğraflar çekilmesine olanak tanır. Örneğin, gölgede duran bir arkadaşınızın fotoğrafını çekiyorsunuz. Fakat arkası aydınlık olduğu için bu fotoğrafı çekerseniz kamera yanlış ölçüm yapacak ve arkadaşınızın yüzü karanlık çıkacaktır. İşte bu gibi durumlarda dolgu flaş, ışık durumunun değerlendirmesini yaparak gerekli miktarda ışık sağlayacak şekilde flaşı çakar ve hem arka plandaki aydınlık kısım, hem de arkadaşınızın yüzü aydınlık şekilde görülebilir.

4) Kırmızı Göz Engelleme (Red-eye Reduction): Düşük ışık koşullarında yapılan flaşlı çekimlerde oluşan kırmızı göz etkisini azaltmaya yönelik olan bu sistemde, çekim yapılmadan önce bir seri flaş patlatılır. Bu ışıktan etkilenen göz bebekleri ufalır ve kırmızı göz etkisi nispeten azaltılmış olur. Bu sorun harici flaş kullanılarak da çözülebilir.

5) Flaş Yoğunluğu (Intensity): Bazı dijital kameralarda, çakılan flaşın yoğunluğunu ayarlayabilirsiniz. Böylelikle yakın mesafeden çekimlerde çok aydınlık veya uzaktan yapılan çekimlerde karanlık çıkacak fotoğrafları bir nebze dengelemek mümkün olabilir.

6) Harici Flaş: İleri amatör ve profesyonel modellerin çoğunda harici flaş bağlayabileceğiniz, “hot-shoe” adıyla da adlandırılan bir kızak bulunur. Bu kızağa harici flaş ve bununla ilgili diğer ekipmanları bağlayabilirsiniz.

7) Yavaş Senkronu (Rear-curtain Sync): Flaşlı çekim için uzun sayılabilecek bir pozlama süresi seçildiği zaman flaş, örtücü açılır açılmaz ya da kapanmadan hemen önce çakar. Böylece loş bir ortamda arka plandaki görüntüler bulanık şekilde CCD’ye aktarılırken öndeki konu flaşla net bir biçimde aydınlatılır. Özellikle hareket eden cisimlerin fotoğraflarında oldukça ilginç sonuçlar elde etmek mümkün olur. Yavaş senkron, ön perde senkronu (front-curtain sync) ve arka perde senkronu (rear-curtain sync) olarak ikiye ayrılır. Ön perde senkronunda flaş örtücü açılır açılmaz, arka perde senkronunda ise örtücü kapanmadan hemen önce çakar.

POZLAMA:

1) Otomatik (Auto-exposure): Pek çok dijital kamerada standart olarak bulabileceğiniz otomatik pozlama modu, CCD’ye gelen ışık miktarına göre kameranın diyafram ve enstantane değerlerini belirler ve çekimi buna göre yapar. Giriş seviyesi kullanıcılar için hayat kurtarıcı olan bu özellik, kullanım düzeyi ve fotoğrafçının beklentisi ilerledikçe cazibesini kaybetmeye başlar.

2) Pozlama Telafisi (Exposure Compensation): “EV” olarak da kısaltılan pozlama telafisi özelliği, otomatik pozlamada kameranın belirlediği değerleri artırıp azaltma işine yarar. Varsayalım ki, karlar içinde bir çiçeğin fotoğrafını çekmeyi düşünüyorsunuz. Kameraya gelen görüntü çoğu beyaz olacağı için pozlama değerleri düşük tutulur. Elde edilen fotoğrafta kar tam beyaz çıkmayacağı gibi, çiçeğin renkleri de doygunluktan yoksun olacaktır. Bunun için biraz pozlama telafisi vermek akıllıca olabilir. Böylece kar bembeyaz, çiçek de gerçek renklerine daha yakın çıkacaktır.

3) Enstantane Öncelikli (Shutter Pri.): Pek çok kamerada S, Canon’lar üzerinde TV olarak rastlayabileceğiniz bu otomatik pozlama modunda siz yalnızca enstantane değerini belirlersiniz. Örneğin, iskeleye vuran dalgalardan sıçrayan damlaları havada tek tek yakalamak istiyorsanız, S modunda 500 ya da 1000 değerini seçersiniz. Kamera, buna uygun açık bir diyafram seçerek, damlaları havada yakalayabilmenize olanak tanır. Benzer şekilde, çatıdan şehrin gece görüntüsünü çekmek ve arabaların farlarının çizgiler şeklinde görünmesini istiyorsanız S modunda enstantaneyi 10 saniye olarak belirlersiniz.

4) Diyafram Öncelikli (Aperture Pri.): “A” ya da “Av” şeklinde adlandırılan bu otomatik pozlama modunda, kullanıcı diyafram değerini belirler. Sığ bir alan derinliği için diyaframı 2’ye getirebilir, aynı fotoğrafta her yerin net görünmesini isterseniz 22 gibi bir diyafram değeri seçebilirsiniz. Kamera ışık ölçümünü otomatik olarak gerçekleştirip enstantane hızını kendisi belirler.

5) Manuel Pozlama: İleri düzey fotoğrafçılar için enstantane ve diyaframı kullanıcının istediği gibi ayarlayabilmesine izin veren pozlama modu.

6) Çoklu Çekim: Kısa bir zaman sürecinde pek çok fotoğrafın çekilebilmesine izin veren bu mod, özellikle spor aktiviteleri ya da çocuklar gibi sürekli hareket eden objeleri fotoğraflarken pek çok kare çekip en iyisini seçebilmenize olanak tanır.

7) Auto-Bracketing: Bu özellik, pozlama değerlerinden emin olamadığınız karelerde, pozlama telafisi yaparak aynı kareden üç adet çekebilmeye olanak tanır. Birinci kare normal pozlanırken ikinci kare daha az, üçüncü kare daha çok pozlanır. Sonuçta elde aynı kareden üç ayrı alternatifiniz olur ve en iyisini kullanabilirsiniz. Kimi kameralar toplam beş karelik bracketing işlemi gerçekleştirebilir. Bracketing sadece pozlama için değil, beyaz ayarı için de gerçekleştirilebilir. “White-balance bracketing” diye adlandırılan bu sistemde, yine üç fotoğraf çekilir. Birinci fotoğraf normal çekilirken ikinci fotoğraf mavi, üçüncü fotoğraf kırmızı ağırlıklı olarak çekilir. Böylelikle küçük renk kaymaları giderilebilir.

En İyi Resim Seçici (Best Shot Selector): Kamera siz deklanşöre bastığınız anda pek çok (4 ile 10 arası) fotoğraf çeker ve ardından kullanıcının en iyisini seçmesini ister. Kullanıcı bunlardan birini seçince, o fotoğraf belleğe kaydedilir ve diğerleri otomatik olarak silinir. (Bu noktada bracketing’den farklıdır.). BSS modu kullanan bazı kameralar, seçim işini kullanıcıya bırakmadan en iyi pozlanmış ve en keskin fotoğrafı otomatik olarak belirler.